Dinler tarihinin temel kaynakları

Dinler tarihinin temel kaynakları

Dinler tarihinin temel kaynakları nelerdir bu konuda sizlere kısa bilgiler vereceğiz.

İslam tarihinde diğer dinler hakkında bilgi verme geleneği Kur’an-ı Kerim’le başlar. Kur’an; Yahudiler, Hıristiyanlar, Sabiîler ve Mecusilerden söz etmektedir. Bu bilgiler, Müslüman âlimleri diğer din ve inançlar hakkında araştırma yapmaya ve onlarla ilgili eserler ortaya koymaya yönlendirmiştir.

Dinler tarihinde göz önünde bulundurulması gereken belli başlı temel kaynaklar bulunmaktadır. Bu kaynakların başında şüphesiz ki kutsal kitaplar gelmektedir. Bu bağlamda yalnızca İslam dini kutsal kitabı benzersiz bir özellik taşıdığından geçerli niteliktedir. Kutsal kitaplar dışında kaynak sayılabilecek bir diğer rehber ise dinleri insanlığa ileten peygamberlerin öğütleri, sözleri, uygulamaları olacaktır. Dinlerin uygulamaları büyük ölçüde peygamberlerin uygulamaları sayesinde sağlanabilmiştir. Bu doğrultuda en temel iki kaynak kutsal kitap ve peygamberlerin sözleridir.

İslam dünyasında diğer dinlerle ilgili çalışmalar hicri ilk asırda başlamıştır. Bu dönemin bir ürünü olan “el-Fırak” ve “er-Redd” tarzı eserler, dinleri tarafsız olarak ele almadığı ve nesnel olmayan yaklaşımları nedeniyle modern Dinler Tarihi'nin amaç ve metotlarına aykırıdır. Abdulkahir el-Bağdâdî’nin (ö. 1037) “el-Fark Beyne’l-Fırak” ile Gazâli’nin (ö. 1111) “er-Reddü’l-Cemîl” adlı eserleri bu tür çalışmalar arasında sayılır.

Sonraki dönemlerde din çalışmaları “el-milel ve’n-nihal” tarzına dönüşmüştür. Vahye dayanan dinler için “milel” (dinler, milletler), diğer dinler için de “nihal” (yollar, mezhepler) terimleri kullanılmıştır. Milel-nihal tarzının en iyi örnekleri arasında İbn Hazm’ın (ö. 1064) “Kitâbu’l-Fasl fi’l-Milel ve’l-Ehvâi ve'n-Nihal” ile Şehristanî’nin (ö. 1153) “el-Milel ve’n-Nihal” isimli eserleri sayılabilir. Özellikle Şehristanî’nin adı geçen eseri, yüzyıllar boyu bilim çevrelerinde kaynak kitap olarak kullanılmıştır.

Osmanlı’da Tanzimat Dönemine kadar “el-milel ve’n-nihal” ile “kısas-ı Enbiyâ” tarzı eserler veya bunların tercümeleri ön plandadır. Dinler Tarihi, bilim dalı olarak 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren modernleşme hareketlerinin de etkisiyle, eğitim kurumlarında yer almaya başlamıştır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
11
14
1
0
1
1
10
👏
👎
😍
😥
😱
😂
😡

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan, isimsiz ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Eğitim Sistem yapılan yorumlardan sorumlu değildir.